Bolukbasitekstil okurlarına özel bu yazımızda “Adı eş anlamı ne” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Bir Kayseri Sabahı ve İçimdeki Eksik Cümle
Kayseri’de sabahlar hep aynı gibi görünür ama aslında hiçbir sabah bir öncekinin kopyası değildir. Bunu en çok da ben hissediyorum. 25 yaşındayım ve günlük tutmayı neredeyse nefes almak gibi yapıyorum. Her gün aynı kalemi elime alıp aynı deftere yazarken bile içimde farklı bir şeyler kırılıp dökülüyor.
O sabah da öyleydi. Pencerenin kenarına oturmuş, dışarıdaki ince soğuğu izliyordum. Kışın Kayseri’si sert olur derler, doğru. Ama asıl sert olan hava değil, insanın içindeki boşluk.
Defterimi açtım. Yazmaya başladım ama elim durdu. Çünkü aklıma tek bir cümle takılmıştı:
“Adı eş anlamı ne?”
Basit bir soru gibi görünüyor, değil mi? Ama bazı sorular vardır, cevabından çok sende bıraktığı hisle ağırlaşır. O cümle benim için öyleydi.
Defterler, isimler ve yarım kalan sorular
Ben isimlere takıntılı biriyim. İnsanların isimlerini değil sadece, isimlerin taşıdığı ağırlığı düşünürüm. Bir ismin içinde bazen bir hayat, bazen bir kayıp, bazen de hiç yaşanmamış bir ihtimal saklı olur.
O yüzden “Adı eş anlamı ne?” sorusu benim için sadece dil bilgisi değildi. Sanki bir şeyin yerini bulamama hâliydi.
Defterimde o satırın altında başka cümleler vardı:
“Bazı kelimelerin eş anlamı yoktur. Çünkü onların yerini dolduracak başka bir şey bulunmaz.”
Ama sonra kendime kızdım. Çünkü bu düşünce bile fazla duygusaldı. Yine de silmedim.
Çünkü bazı cümleler silinince yok olmaz, sadece daha çok büyür.
“Adı eş anlamı ne?” ile başlayan merak
O gün o soruyu bir öğrenciden duymuştum. Küçük bir sınıfta, tahtanın önünde dururken bir çocuk el kaldırmıştı. Gözleri merak doluydu.
“Öğretmenim… adı eş anlamı ne?”
Sınıf güldü. Ben gülmedim.
Çünkü o an bir şey hissettim. Sanki soru dil bilgisinden çıkmış, doğrudan içime düşmüştü.
“Adı…”
İnsan kendi adını düşünmeye başlayınca garip bir boşluğa düşer. Ben de o boşluğa düştüm.
Sınıfta Duran O An
O sınıfın duvarları eskiydi. Pencereden giren ışık, toz tanelerini görünür kılıyordu. Her şey sıradan görünüyordu ama bazı anlar vardır, sıradanlığın içine gizlenmiş bir kırılma anı taşır.
Öğrencinin sorusu hâlâ kulaklarımdaydı:
“Adı eş anlamı ne?”
Ben cevap vermek yerine kısa bir sessizlik bıraktım. O sessizlikte kendi iç sesim konuşmaya başladı.
“Adı… sadece bir kelime mi?”
Öğretmenin sorusu
Tahtaya dönüp yazı yazarken elim biraz titredi. Normalde böyle olmaz. Ama o gün farklıydı.
“Adı” kelimesini yazdım. Yanına “isim” yazdım. Sonra durdum.
Çünkü cevap çok basit görünüyordu ama içimde bir yer bunu kabul etmiyordu.
Bir öğrenci yine sordu:
“Öğretmenim, eş anlamlısı isim değil mi?”
Evet, doğru cevaptı.
Ama doğru cevaplar her zaman insanın içini rahatlatmaz.
İçimde kopan şey
O an aklıma biri geldi.
Adı “Ada” olan biri.
Ya da belki de benim zihnimde “adı” ile “Ada” birbirine karışmıştı.
Onu ilk gördüğümde Kayseri’de eski bir kütüphanede çalışıyordum. Rafların arasında yürürken kitap kokusu ve sessizlik birbirine karışırdı. O ise her zaman en arka masada otururdu.
Hiç uzun konuşmazdık.
Ama bir gün bana sadece şunu sormuştu:
“Sen isimlere inanır mısın?”
O an gülmüştüm. Şimdi o gülüşümün nedenini bile hatırlamıyorum.
Ama içimde bir şey o soruya takılmıştı.
Şehrin Soğuğu, İçimin Sıcağı
Sınıftan çıktığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme vurdu. Ellerim cebimde yürürken kafamın içinde aynı cümle dönüp duruyordu:
“Adı eş anlamı ne?”
Bazen insan bir soruya takılmaz, bir duyguya takılır. Benimki de buydu.
Şehir kalabalık değildi ama sessizliği kalabalıktan daha ağırdı.
Tramvay durağında beklerken insanlar yanımdan geçiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu. Ben ise olduğum yerde kalmış gibiydim.
Kayseri sokaklarında yürürken
Eski bir pastanenin önünden geçtim. İçeriden sıcak ekmek kokusu geliyordu. O koku bile içimdeki boşluğu doldurmadı.
Defterimde yazdığım cümleleri düşündüm:
“Bazı kelimeler insanın hayatında sadece bir soru olarak kalır.”
Belki de “Adı eş anlamı ne?” benim için böyle bir şeydi.
Bir soru değil, bir hatırlatma.
Yüzüne söyleyemediğim şeyler
Ada’yı bir daha görmemiştim. Ya da görmüştüm de fark etmemiştim. Bunu bilmiyorum.
Ama onunla ilgili hatırladığım tek net şey, gözleriydi. Bir şeyi anlatmak ister gibi bakardı ama anlatmazdı.
Ben de sormazdım.
Çünkü bazı şeyleri sormak, onları kaybetmek gibidir.
Günlük Sayfalarına Sığmayanlar
Eve döndüğümde defterimi açtım. O gün yazdıklarımı silmedim.
“Adı eş anlamı ne?”
Altına şunu yazdım:
“Bazen bir kelimenin eş anlamı bulunur ama hissin bulunmaz.”
Kalemi bıraktım.
Dışarıda rüzgâr vardı. Pencere hafif titriyordu.
İçimde ise garip bir huzursuzluk.
Sanki bir şey bitmemişti ama devam da etmiyordu.
Defterin kenarında kalan izler
Sayfayı kapatmadım. Çünkü bazı sayfalar açık kalmalıdır.
Hayatımda ilk kez bir sorunun cevabını bilmek istemedim. Çünkü cevabın beni rahatlatmayacağını biliyordum.
“Adı eş anlamı ne?”
İsim mi? Evet.
Ama bazı şeyler sadece isim değildir.
Bir hatıra olur, bir bakış olur, bir yarım cümle olur.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Bolukbasitekstil olarak “Adı eş anlamı ne” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Sonra Gelen Sessizlik
Gecenin ilerleyen saatlerinde Kayseri tamamen sessizleşti. Şehir uyurken benim içim uyanıktı.
Yatağa uzandım ama gözlerimi kapatmadım.
Çünkü kapattığımda yine o soru geliyordu:
“Adı eş anlamı ne?”
Ve ben her seferinde aynı cevaba dönüyordum:
Bilmiyorum.
Belki de bilmek istemiyorum.
Çünkü bazı kelimeler, bazı insanlar ve bazı anlar… eş anlamını bulduğunda değil, kaybettiğinde anlam kazanır.