Dombiliç Ne Demek? Bir Kelimenin Anlamı, Bir Hayatın İzleri
Kayseri’nin sakin bir köyünde, çocukken sabahları güneş doğmadan uyanırdım. Gözlerimi henüz açmadan, dışarıdan gelen kuş seslerini, rüzgarın getirdiği toprağın kokusunu hissederdim. Her sabahın başlangıcı, o kadar alışıldık, o kadar içsel bir huzurdu ki. Ama bir sabah, tam da böyle bir sabah, annem bana o kelimeyi söyledi: Dombiliç.
Birçok insanın hayatında bazen öyle kelimeler olur ki, anlamları bir yana, o kelimeler bir yaşamı, bir dönemi, bir duyguyu temsil eder. İşte Dombiliç de tam böyle bir kelimeydi. Hiç unutmadım, annem bana söylediğinde, aslında bu kelimeyi duyduğumda ne kadar bilinçli bir şekilde dikkat kesildiğimi fark etmedim. Ancak o gün bir şeylerin değişeceğini içimde hissetmiştim.
İlk Dombiliç Hatırası
O gün, ağaçların arasındaki yolu yürürken, annem bana “Dombiliç ne demek?” diye sordu. Gözlerim biraz parladı. Çünkü bu soruya verilecek bir cevabım vardı. O an, çocukluktan çıkıp, o büyülü yaşlardan bir adım daha attığımı hissetmiştim. Ancak ne zaman ki cevabı söyledim, o kadar farklı bir anlam kazandı ki… Anlatmak zor.
Dombiliç, bizim oraların özel, eski bir oyunudur. Oyun dediğime bakma, aslında bir tür oyun gibi ama çok daha derin. Küçükken, toprağa kazılan çukurun etrafında koşan çocukları hatırlıyorum. Birbirlerine sarılarak, birbirlerinin etrafını dolanarak, bir daire oluştururlardı. Dombiliç, bu dairenin adıdır. Ama sadece bu kadar değil. O daire, bir şeyi simgeler: Oynamanın, paylaşmanın, birlikte olmanın gücünü. Bir arada olmanın anlamını.
Dombiliç ne demekti? O gün, annem bana o kadar kısa bir şekilde açıklamıştı ki, kelimenin sadece bir oyun değil, insanın ruhunu saran bir anlam taşıdığını fark ettim.
Dombiliç ve Bir Anın Yıkılması
O günden sonra, “Dombiliç” kelimesi, bir anlamda içimde büyüdü, başka bir yeri sarmaya başladı. Birkaç yıl sonra, bir akşam, o kadar masum olan bu kelime, başka bir anlam kazandı. Her şey o akşam başladı. Yine köydeydim. Bu kez çocukluğumdan çok daha büyümüş, çok daha farklı bir insandım.
Bir akşam, o eski sokakta yürürken, annemle birlikte geçmişi hatırladık. Gözleri biraz daha silikti, sanki her an biraz daha uzaklaşıyordu. İşte o akşam, “Dombiliç” yine dilinde döküldü. Bu kez kelime başka bir ağırlık taşıyordu. Çünkü annem, yıllar sonra, “Bunu sana anlatmak zor, ama Dombiliç sadece bir oyun değil. O bizim bir arada olma halimiz, paylaşma halimiz, sevgiyi gösterme şeklimiz” dedi.
Bir anda, çocukluk oyunlarının çok daha derin bir anlam taşıdığını fark ettim. O ana kadar aslında sadece bir oyun olarak bildiğim bu kelime, içimde tüm anıları, tüm kaygıları, tüm duygusal yükleri uyandırmıştı. Annesiyle birlikte yaşamış ve bu kelimeyi unutmaya başlamış bir insan, hayatı boyunca bir şekilde yalnızlık hissini taşır mı? O akşam, içimde bir boşluk hissettim. Bu boşluk, eski zamanların naifliğini arayan bir gençlikten, büyümek zorunda kalan bir yetişkinliğe adım atmanın sancısıydı.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Ama işte o an, o kelimenin ve o anın ardında başka bir şey daha vardı. Belki de en çok bu yüzden Dombiliç, hayatımda hiçbir zaman “sadece bir oyun” olarak kalmadı. O kelimeyle birlikte, birlikte olmanın ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim. Hepimiz bir noktada birbirimizden uzaklaşırız. Ve belki de o uzaklık, insanı en çok korkutan şeydir. Dombiliç o kadar naifti ki… Ve bir anda, bu kelimeyi bir hayal kırıklığına dönüştüren gerçeklik, bana bir ders gibi geldi. O eski sokakta yürürken, yıllar sonra yeniden bulduğum bu kelime, bana hayatın ne kadar geçici olduğunu ve birlikte olmanın değerini hatırlattı.
Kendi hayatımda birçok kez bu kelimenin bana dokunduğunu hissettim. Özellikle iş hayatı, ilişkiler, birinin beklentilerine göre şekillenen bir yaşam içinde bazen Dombiliç’in anlamını unutmak zor oluyor. Oysa biz çocukken, sadece bir oyun gibi görünen şeyin aslında ne kadar büyük bir bağ kurduğunu anlamıyorduk.
Hani bazen, büyük konuşmalar yaparız ya da birbirimizle sürekli mesafe koyarız, işte o anlarda Dombiliç kelimesi, bana o masumiyetin, o samimiyetin anlamını hatırlatıyor. Sadece birlikte olmak, birbirini dinlemek, paylaşmak, olmak ve var olmak; hayat bu kadar basit aslında.
Bir Yudum Umut
Ama, bütün bu karamsar hislerime rağmen, hala umut var. Çünkü Dombiliç bana şunu da hatırlatıyor: Hayat, bir noktada yeniden başlayabilir. Her şey bir kenara itilmiş, unutulmuş olabilir, ama her zaman yeniden bağ kurma şansı vardır. Çünkü Dombiliç sadece bir kelime değil, aynı zamanda bir fırsattır. Birlikte olma fırsatıdır. Paylaşma fırsatıdır. İnsanın sevdikleriyle ya da hayatındaki önemli insanlarla tekrar buluşma şansıdır.
Bazen, hayatın en karanlık anlarında, sadece küçük bir kelime bile büyük bir anlam taşıyabilir. İşte bu yüzden, Dombiliç her zaman benim için değerli bir hatıra olarak kalacak. Geleceğe dair hayal kırıklıklarım olsa da, yine de Dombiliç her zaman beni umutlandıran bir şey olacak. Çünkü içinde sevgi barındıran, bağlılık oluşturan, bir arada olmanın gücünü anlatan her şey, bir umut ışığına dönüşebilir.
Sonuç
Dombiliç ne demek? diye soracak olursanız, bu sadece bir çocukluk oyunu değil. O, yaşamın kendisi, bir arada olmanın, paylaşmanın ve birlikte olmanın simgesidir. Hem Kayseri’nin, hem de kendi hayatımın özüdür. Her kelime gibi, zaman içinde anlamı değişir, ama bu kelimenin bana öğrettikleri her zaman kalacak. Hem heyecan hem de hayal kırıklığı… İkisini de aynı anda yaşarken, Dombiliç bana, insanların bir arada olmanın gücünü her zaman hatırlatacak.